Ana Menü
İşitme Cihazları
Yardımcı Sistemler
İşitme Cihazı Pilleri
Bakım ve Temizlik
Kullanım Kılavuzu
Destek Rehberleri
isitme
Kulak
Bodrum
Muğla İl Rehberi
| Bodrum Tarihi |
|
|
|
BODRUM
Halikarnassos M.Ö. 386 yılında Persler‘in egemenliğine girmiştir.Halikarnassos en parlak devrini M.Ö. 378 – 353 yılları arasında yaşamış olan Mausolos’un, Karya bölgesinin başkentini o zamanki adıyla Mylasa, şimdi Milas olan şehirden buraya taşıyınca yaşamıştır. Dünyanın yedi harikasından biri olan Mausoleum bu dönemde Kral Mausolos‘un anısına kız kardeşi ve aynı zamanda karısı olan Artemisia II. tarafından yaptırılmıştır.
Bodrum M.Ö. 193 Romalıların eline geçmiş ancak bu dönemde önemli bir gelişme göstermemiştir. M.S. 395 yılında Bizanslıların, M.S. XI yüzyılda Türklerin eline geçmiştir. I. Haçlı Seferi sırasında Bizanslıların, XIV. yüzyılda tekrar Türklerin eline geçmiştir. 1415 yılında Rodos Şövalyelerinin eline geçmiştir. 1523 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde tekrar Osmanlı İmparatorluğu'na katılmıştır. 19. yüzyılın sonlarında Aydın vilayetinin Menteşe (Muğla) sancağına bağlı bir kaza olarak yönetiliyordu. Bodrum 1919'dan 1921'e değin İtalyan işgalinde kaldı. Cumhuriyetin ilanından sonra adı Bodrum olarak değiştirilmiştir.1960'lı yıllara kadar küçük bir balıkçı ve süngerci yerleşimi olan Bodrum, Halikarnas Balıkçısı, Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu gibi sanatçı ve entelektüellerin Gökova Körfezinde düzenledikleri Mavi Yolculuklarla adını yavaş yavaş yurt çapında duyurmaya ve tanınmaya başladı. 1960'larda Milas ile arasındaki kara yolunun açılmasıyla giderek bir turizm merkezi haline gelen Bodrum, 1970'lerin başında Bakanlıklar arası Turizm Komitesi'nce birinci derece öncelikli turistik merkezler arasına alındı.
HALİKARNASSOS
Müsgebi ve Çömlekçide ortaya çıkan mezarlar ve buluntuları bölgede Miken kültürü ile çağdaş bir yerleşim olduğunu göstermektedir. M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısında Lydia egemenliğinde olan şehir daha sonra Perslerin egemenliği altına girmiştir. Persler kendilerine yakın yerli bir aile olan Halikarnassos’lu Lygdamis ailesini kenti yönetmesi için görevlendirmişlerdir. M.Ö. 387’de Karia satraplığının Mylasa’da oturan Hekatomnos’a geçtiği bilinmektedir. Hekatomnos’un oğlu Maussolos M.Ö. 377’de Karia satrapı olmuş ve merkezi Mylasa’dan Halikarnassos’a taşımıştır. Maussolos öldükten sonra II. Artemisia yönetime gelmiştir. Büyük İskender şehri kuşattığında yönetimde Orontobates vardı. İskender, Alinda Kraliçesi Ada’yı bütün Karia bölgesinin hâkimi yapmıştır. İskender’den sonra II. Ptolemaios’un hâkimiyeti altına giren Halikarnassos Roma döneminde Rodos yönetimine verilmişse de bağımsız kabul edilmiştir. M.Ö. 1. yüzyılda korsanların akınları yüzünden fakirleşen kentin yeniden canlanması Augustus zamanıdır. M.S. 4. yüzyılda Roma eyaletleri düzenlenirken Karia ayrı bir eyalet, Halikarnassos metropolisi Aphrodisias olan bu eyalete bağlı bir şehir olmuştur. Şehir 11. yüzyılda Türklerin eline geçmiş, toprakları içinde kalmıştır. 1402 yılında Rodos Şövalyeleri tarafından ele geçirilen şehrin, eski Dor akropolünün olduğu yerde kale inşa edilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos’u almasına kadar şövalyelerin elinde kalmıştır. Halikarnassos’a 1857 yılında Newton tarafından bulunarak frizleri Londra’daki British Museum’a taşınan Mausoleion, dünyanın yedi harikasından biri olarak tanımlanmaktadır. Mausoleion, Maussolos için karısı II. Artemisia tarafından yaptırılan bir mezar anıtıdır. Bugün sadece temel izleri ile frizlerinden bir parça kalmıştır. Halikarnasos’taki görülebilen diğer kalıntılar ise; yer yer poligonal ve rektagonal tekniğin kullanıldığı surlar ile Roma Çağı tiyatrosudur. KARİA
Herodot'a göre, Karyalıların ismi efsanevi kurucu kralları Kar'dan türemiştir. Dilbilim araştırmaları Karya dilinin, komşu Lidya ve Likya ve daha kuzeydeki Misya dilleri gibi, Hititlerin ardılı Luvi dilinden türemiş yerli bir Anadolu dili olduğunun kanıtlarını ortaya koymuştur. Bizzat Karyalıların Anadolu'nun yerlileri olduğu inancını taşıdıkları yine Herodot tarafından belirtilmektedir.Homeros, İlyada Destanı'nda, sonradan bir İyonya kenti haline gelen Milet'in (Miletos; Balat) Troya Savaşları zamanında bir Karya kenti olduğunu belirtmektedir.Bizzat Karyalıların, Anadolu'nun daha eski bir halkı (Hint-Avrupa kavimleri öncesi) olan Lelegler ile henüz tabiatı tam olarak belirginleştirilememiş bir ilişkileri olduğuna dair işaretler bulunmaktadır. Karyalıların Ege Adalarına yayıldıkları ilk yüzyıllarında hâkimiyetleri altına girmiş bir yerli halk olduğu düşünülen ve Yunanistan'ın en eski sakinleri olan Pelasgların ardılı olabilecek Lelegler hakkında Strabo, Karyalıların ve Leleglerin aralarında birbirlerini ayırt edemeyecek ölçüde karışmış olduklarını yazmaktadır. Buna göre eski Yunanlıların yayılmasıyla Karyalılar ve Lelegler bir arada Anadolu'ya çekilmişlerdir. Yine de, Leleglerin en azından bir kısmının uzun süre özgün bir kimlik taşıdıkları, Mausolos’un Halikarnas'ı başkent edindikten sonra çevredeki isimleri bilinen 8 Leleg yerleşiminin nüfusunu yeni başkentinde iskân etmiş olmasından anlaşılmaktadır. Ayrıca Karya ülkesi içinde, Likya sınırlarında yer alan Kaunos (Dalyan) şehrinin halkı, Girit adası ile ilişkili olması muhtemel özgün bir etnik kimliği Karya tarihi boyunca korumuştur. Karya sözcüğü, Luvi dilinde "uç ülke, sarp ülke" anlamına gelen "karuwa" sözcüğünün eski Yunancaya geçmiş şeklidir.Karyalılar, Homeros, Herodot ve Strabo'nun yanısıra, Tevrat'ta ve Mısır hiyeroglif yazıtlarında da anılmaktadır. Bu dönemde özellikle paralı askerlik yaptıkları anlaşılmaktadır. Karya veya Karyalılar Hitit metinlerinde Karkiya, Babillilerce Karsa, Elami ve eski Pers dilinde Kurka olarak anılmaktadır.
|




